(Kaynak: espiriyapanportakal, neyseyabosver gönderdi)

karisikcerez:

Sometimes those who have less give more. We make a living by what we get, but we make a life by what we give.

"Bazen aza sahip olanlar daha çok verir. Elimize geçenlerle yaşamımızı devam ettiririz fakat verdiklerimizle hayat kurtarırız."

(yildiztilbeninperugu gönderdi)

lazypacific:

 

(Kaynak: statigr.am, bestekaradag gönderdi)

kunfeyekunn:

Tevafuk diye bir şey var…

(bibakmissin gönderdi)

optipesimistyazar:

Emre Aydın ünlü olmadan önce, üniversitede bir kızla aşk yaşar.

Emre Aydın’ın ilk sevdiği kadındır.

Fakat her aşkta olduğu gibi, onların ilişkisinde de sorunlar vardır. Bir yandan şarkıcı olma hayali ve bu doğrultuda yaptığı çalışmalar bir taraftan da aşk ve okul hayatı…

Her üniversitelinin hemen hemen yaşadığı şeyler.

Amacı üniversiteden sonra sevdiği kadınla evlenip yuva kurmak sonra hayallerini kovalamak…

Ama kadın onu bırakıp başkasıyla evlenir okul biter bitmez.

Emre çok üzülür, günlerce üzüntüden dışarı bile çıkamaz.
Sonra herkes gibi ” terkedilmenin acısını hafifletmek için, zaten pek de mühim değildin benim için” der gibisinden şu satırları besteler.

”Git gideceksen bekleme,
farklı değilsin sende
Gideceksen bekleme..”

”Beş para eder mi varlığın ?
Ki yokluğun beni acıtsın ”

Ama içi içini yer Emre’nin…Her tartışmalarında Emre’ye, adam olmaz senden diyen sevgilisine yine besteyle cevap verir.

”Adam olmaz , dedin senden
Adam nedir , dedim içimden
Farketmezdi , değişseydim
Güvenseydim yada salıverseydim.”

Ve devam eder:

”Adam olmadı hala benden
Adam kölen olsun senin, ben olmam”

Aradan biraz zaman geçince ayrılığın ve yalnızlığın acısı Emre’yi sarmalar. İyice sevdiği kadından umudunu yitirince bu sefer sevdiği kadına bir gün pişman olacağını hatırlatır.

”Belki bir gün özlersin
Başka adamlarla
Başka şehirlerde ”

Bu da Emre’nin acısını dindirmez. Her besteden sonra başka bir besteyle ona seslenir. İçinde büyük bir yangın vardır, başka türlü dindiremiyor bu yangını.

İçine düştüğü girdapta boğuldukça boğulur. Onu ne kadar çok sevdiğini ve ne kadar çok özlediğini yazar bu sefer.

”Kapı çaldı, sen sandım, gördüm boşluğu aynada,
Bir şehir düştü, tam içimde özlemişim, anladım,
Biliyor musun ? Evimdin sen benim,
Ailemdin, nefesim, karanlıkta ellerimdin.”

”Mutlusun sen ben yokken, ben senin hiçbir şeyin,
Düşe kalka tutunurken, artık özlemek istemiyorum.”

Sevdiği kadının evliliğinden 2 yıl sonra Emre bu sefer bunları yazar ona:

”Evlenmişsin, nasıl oldu?
Bulabildin mi sonunda?
Hep anlattığın o meşhur huzuru”

Haberi yokmuş ve sonradan öğrenmiş gibi bir de bestesinde ”mış”ekini kullanır. Burada da gururunu düşünüyor, oysa işin gerçeği tam tersidir. Emre sevdiği kadının evlendiğini ilk başından biliyordur.

Ünlü olunca, hayatı değişir. Para, şöhret ve hayatına giren yeni kızlar ona her şeyi unutturur. Emre artık gününü gün ederken, her şeye sahipken, elini sallayıp ellisiyle birlikte olurken, bir gün huzurlu olmadığını fark-eder. Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin üniversitede sevdiği o ilk aşkı kadar ona huzur vermediğini anlar.

Ve bunu da besteler.

”Hiç kimse olmadı senin gibi, olmayacak biliyorum”

Olmaz, olamaz…

Aşk karın doyurmaz belki, ama aşksız da huzur olmaz.

~ Savaş Yıldırak

(renklikaravanlar gönderdi)

(Kaynak: mostlycatsmostly, vanish gönderdi)

(Kaynak: thebittersweetend, pudinglikahve gönderdi)